Thursday, March 22, 2007

around one week in New York

yorgunum.
bugün avrupa yakasını seyrettim, çoğunu diyebilirim.
orda at kuyruğu muhabbeti var malum. -kısa not: erkeklerin bazen haddinden fazla salak olabildiklerini görüyoruz orada, konumuz bu değil ama özet geçtik:p- ifot diyor ki kızım o kuyruğu kaç gündür takıyorsun, bir ara çıkar güzel yıkayalım, kurutup fön çekelim öyle tak. tamam anne diyor. insan bu ya, nelerden ne çağrışımlar alıyor beyni. ifot'un yapalım kabilinden sözü paylaşımı çağrıştırdı. pek bir hoşuma gitti. annem aklıma geldi. dedim ben kuyruk yıkatmazdım ama hani bir şey oldu mu anne sen yaparsın değil mi deyişlerimi hatırladım. mesela tamam kızım elbiseni sen bırak uyu, ben ütüler sabaha hazır ederim.
seni niye çoook seviyorum, zor değil cevabı. görüyoruz ki sebepler sınırsız olduğu için sebep vermek mümkün olmuyor.
birkaç gün ülke değiştireceğiz ailece. onlar arabistan'da ben amerika'da olacağım. bakalım kim daha güzel fotolar alacak: ) -onlar tabi, mekandan kazanıyorlar bir kere!-
:)

Sunday, March 18, 2007

hadeee:p

saat gece 2. bu saate kadar vaktin olmadı mı da uykun varken yazıyorsun. hayır canım olur mu, ilham perisi geceleri uğruyor bana. ilham perisi gündüz de gezer, gece de. fekat gece sanatçı kısmısını gezer:p
dün asia hanımı büyük bir törenle uğurladık:))
evde ayrı bir parti daha olunca bir mekana sığındım önce. sonra yoğun ısrar sonucu sahne almak zorunda kaldım. bir daha bir daahaa sesleri sahnemden daha çok yordu:p
asia tüm mexican erkekleri çağırmıştı sanırım. hatta kız çok azdı. bak şimdi aklıma geliyor. ascık düşününce. bir tek bizim sınıftan kızlar vardı. onun dışında erkek milleti. patrick'i aldı kıvırmasını istiyor bir de Yareebbim. millete shake it up derken iyiydi. ama kendi kıvırdı mı, soruyorum. soğuk nevale bilmem kuzey amerikanın beyazı ne bilsin kıvırmayı, odun dolandı durdu böyle sahnede. dokunma dokunma diye diye. şekerim o zaman dans etme, ediyorsan dokunulcaksın, göze al o kadarını aaa.
tonlarca içtiler, bir sarhoş göremedik. ellie hafif sıyrıktı. bırakmak da istemedim onu. neme lazım gece vakti anam kaparlar kızı:) toplayıcı olduk şekerim anlayacağın. neyse ordaki burdaki osu busu oralısı buralısı konuştuk. idare ettik. pratik yaptık şekerim.
bunlara içki bana mısın demiyor. doğuştan manyaklar.
ayrıca düşünüyorum da neden bizim canımız sıkılırdı ve annemize hep anneee canımm sıkılıyor patlıyooruum diyorduk. çünkü biz cuma geceleri toplanıp içip dağıtmazdık. ee normal yani. bunlar kendilerini unutunca annelerine canım sıkılıyor demeye fırsat kalmıyor.
alkole sığınmak ve ötesinde yaşanan zavallılık üzerine derin tespitlerim olacak.
bekleyiniz.

Wednesday, March 14, 2007

an unexpected answer from sb

Kadere inanıyor musunuz?

- Ben hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanırım. Eğer dışarıda yağmur yağıyorsa bu kaderdir. Islanmak ya da evinizde oturmak ise sizin seçiminizdir. İşte, kurgu burada başlıyor. Sizi yağmur altında bekleyen olaylarla, evde bekleyen olaylar farklı olsa da kaderinizde ıslanmak varsa, ev tepenize çöker yine ıslanırsınız. Bunlar asla müdahale edemeyeceğimiz şeylerdir.

-told by özcan deniz-

Tuesday, March 13, 2007

:)

bir toronto gezisi sona erdi pazar gecesi saatler 3 am. gösterirkene. oldukça rahatlattı beni, bu rahatlık fazla sürmez ben biliyorum kendimi, bakalım sonrası nolur. bir sürü yer gezdik, güldük, ettik. pablo denen süper amcamın uyuzluklarına, oraya buraya gitmelerine ve bizi bekletmelerine uyuz olduk. alex'in sabrına, sorumluluğuna, baba gibi her adımımızda sabırla ve kibarlıkla kollamasına hayran kaldık ve erkek neslinde böyle varlıklar olabileceğine olan şaşkınlığımız hala üzerimizde iken bir kez daha buradan teşekkür ediyoruz. asia nın her zamanki güzel gülümsemesine, ortada buluşmaya meyilli tavrına, ellie'nin gaflarına ve sevimliliğine teşekkür ediyoruz. uzun süredir geçirdiğim en iyi gezilerden biri idi. sonracığıma, toronto gerçeği ile karşılaştım ki artık bunu düşünmekten bıktım. susuyorum. 300e yakın foto aldım, perşembe ve cuma sınavlarını bitirip fotoları yetiştirmeye çalışacağım. 2 gün var ve çok tekrar edilecek konu. önce uyumak gerekiyor.
bu arada çok salak bir mesaj aldım betül'den. hayatım geriye döndürmelerle doldu anasını sevdiğim. mesajı okdr saçmaydı ki aylaaar sonra. "ben ne yaptım sana?" elinin körünü:) kapattık şekerim eski sayfaları, kimseye eskinin hesabını anlatma yani kendini temize çıkarma şansını vermiyorum. soruyorum: nerelerdeydiniz? son çıkışı-köprüden önce kaybettiniz. kanımca çok geç kaldınız..
mucuk!

Friday, March 09, 2007

:()

DIRIM DIRIM DIRIM!!!
en sevdiğim bardağımı kırdım 3dk önce.
çok seviyordum. bir fotoğrafı bile kalmadı bana hatıra.
geldiğimde aldığım ilk şeylerdendi. hatta iranlı birinin dükkanından almıştım, iranlı mısın demişti, benziyormuşum. salak.
su bardağı önemli benim için. genel olarak bardak kavramı öyle. ama su ayrı. bu bardağım vazo gibiydi, burnum girebiliyordu içine. ben suyu kanarak içmeyi seviyorum, bu tam hayallerimdeki gibi bir bardaktı. ince ağızlı ve vazo gibi.
masanın ucuna konulmaz cam şeyler. ama düşünüyorum çok mu nazar vardı üzerimde. .çatır çatır kırıldı, parça parça oldu, kırılan şeylere gram üzülmem ama hem üzdü beni, hem sildiğim yerleri tekrar sildirdi. cam kırığı temizlemek de pek zordur zaten.
bugün çok gülmüştüm, lüzumsuz. sanırım bir şeyin kırılması gerekiyordu. Allah kaza ve belalardan korusun beni, ailemi ve sevdiklerimi..gelen mala gelsin, ev sevdiğim bardağım da olsa:(

Sunday, March 04, 2007

ahahahahahahaahhahahahahahhahahaahahaha

saat 1e 10 var. çok yorgunum. gözlerim sızlıyor. başka festivale çıkacağız dedikleri için çıktım. giderken hissediyordum amaan esra evde dur uyursun falan diye. 7 kişiydik sanırım. her biri teker teker dökülmeye başladı, plansız hareket etmekten. bugün müzeler ve festival alanları free. bu yüzden oldportu görmediğim kadar kalabalık gördüm. korkunç bir kalabalıktı. 2.5 milyon nüfusu olan bir şehir herhalde ordaydı tamamen. oraya git yok vazgeçiyor biri, yok şurdan şuna gidelim, yok ordan buna, bu olmadı derken saçma salak dolandık durduk, bir sürü metro aldık. neyse bir şey bulduk sonunda. aktivite yaptık deriz en azından ayağına takılıyoruz. fransızca çıktı gösterim. böyle yuvarlak bi tavanda uzayla ilgili gösterim. hoştu ama anlamayınca bomboştu. meğersem bugüne özel sadece fr. yapmışlar. anasını sevdiklerim. yine yol göründü, tabanway.12yi 30 geçiyordu, şükür evimdeyim, oh be!

Friday, March 02, 2007

such an enjoyable day..

devaki bugün çok konuşamadı. fırsat kalmadı filmden. tuesdays with morrie adlı filmi izledik. bundan önce kitabını okumuştuk, filmini de görmüş olduk. kadın her dakika touching dese de hafif etkilenmeler dışında bir şey yaşatmıyor. kitap hele çoğunlukla boş. aynı şeyleri tekrarlamaktan öteye gitmiyor. ölmekte olan bir professor ve yıllar öncesinde bir nevi dostluk yaşadığı eski öğrencisi günün birinde bir araya gelirler, mitch'in prof.unun hastalığını tvde görmesi neticesi. ve başlar hikaye. hayatının son günlerini mitch ile salı günleri toplanarak hayata dair konuşmalar yaparak geçirir yaşlı professor morrie. kadın klenex dağıttı inanamassın. bugün hırçınlık yaptım. zira kadın dersin ilk dakikalarında haftasonu için verdiği ödevlere başlamamızı istedi. çok vermiş, o yüzden şimdiden biraz yapsak yükümüz hafiflermiş. ben de yuttum de mi şekerim. enayiyim. dedim ben istemiyorum yapmak. verdiğin şeyi evde de yaparım, başka bir şey yapalım ya da filme başlayalım. yok efendim amacı yükümüzü hafifletmekmiş.
dedim istemiyorum. sonra sınıfa döndü ve okuyun paragrafı dedi. istemeyen de okumasın, siz bilirsiniz. heh ben de bunu istemiştim sanki, salak.

öğleden sonra role play yaptık. herkes yazmış kağıtlar ellerde anam. biz sadece uydurduk hikaye, kafamızdan spontane oynayalım dedik. hem kamera hem sınıf önünde olacak deyince patrick bey, yine isyan ettim. dedim ben oynamam sınıf önünde. kamera oluyor zaten, konsantre olamam. amaan esraa ana karaktersin sen, madem öyle değiştir biriyle rolünü vs. gülmeye başlayınca ok sen iyisin kandırma beni dedi. oldu şekerim:p yahu kimse istemedi bunu, ama sesini çıkaran da olmadı dellencem ya bir deli ben miyim söylesene! sonracığıma, olayları değiştirdik bayağı oynarken spontane olunca. en son haliyle komediye döndü. hele son sahnede ben koptum. alex benim babam, ben çin'e okumaya giden ama okulunu asan kız, nicole ise öğretmenlerimden biri. bu son sahnede babamdan hesap soruyorum, annemi en yakın arkadaşımla aldatıyor, ve arkadaşımın babamdan haberi yok. yani bilmiyor babam olduğunu, benden özür diliyor falan. babam rahat da durmuyor, diğer arkadaşıma sarkıyor. aman böyle izlemek lazım, bayağı komik diyaloglar oldu, pazartesi izleyeceğiz bakalım neye benzemiş, ama bayağı güldüm. hatta çekimin ilk kısmında kendimi avrupa yakasında hissettim zira güldüğüm için çekim tekrarlandı. ama bazılarına göre en iyi bizmişiz güya:p
en son, okuldan çıkıp oldporta gittik. ellie, yumi(koreli diğer sınıftan bir ark) ve ben festivale katıldık. acayip eğlendim. çocuklar gibi karla oynadık, kaydıık buzda kızaklarla. evet bu foto benim. beni ikna ettiler kaymaya orda çalışanlar. dedim kardeşler bu güvenli mi yapmayın, hatta foto da çektirdim, anneme yollarsınız diye, in case i'm dead:p olmadı bir şey ve 2. kere kaydım. yine istiyorum süperdi:) elacım eğer okuyorsan, senin de olmanı çok isterdim, senle de çok eğleniyorum çünkü. ben gelince buluruz bir yer inşallah, senle de kudururuz. bugün aklıma bayağı geldin..i miss you:)(

120'ye yakın foto aldım. ibrahim dayım-ankara'daki-flickrdaki durgunluğuma bayağı takmış, bunu annemlere bile söylemiş:)) dayı bekle, bayağı yükleyeceğim. biliyorum okumuyorsun ama benim çenem düştü, körle yatan şaşı kalkar. kim kör kim şaşı, bilen biliyor efendim artık açıklamaya gerek yok.

hı bu arada, kar fırtınası vardı bugün. tam da sıcaklar geliyor derken, dereceler -5lerde geziyordu, güneş açıyordu. artık bahar yüzünü gösterdi derken, sabah uyan sen aç storları, gör karlar düşer, düşer..arabalar karlar altında dinlenmeye geçer...
bu arada, 4 saat dışarıda kaldık. sadece ayaklarım dondu.
güzeldi..
uzun süredir ilk defa eğlendiğimi hissettim. şükürler olsun.

Thursday, March 01, 2007

i became an artist on cbc:p

bu kadın çok konuşuyor. çok da lüzumsuz konuşuyor.
her sabah umutla gidiyorum ama her sabah da çenesi düşük oluyor. ders arasında saçmalayacak bu kadar meseleyi nasıl buluyor bilmiyorum. sınıftakilere çocuk gibi davranıp arasıra haşlamıyor mu, buna da dayanamıyorum. bazen derin nefes alıyorum, bazen sınıftan çıkıp dolanıp dönüyorum, bazen sinirlerim gevşiyor kahkahalara başlıyorum. kur bitse de gebertmeden bu kadını kurtulsam. ağzıma kötü laflar geliyor, ..hit diyesim geliyor mesela. alıştırma yaparken konuşuyor, bitirince konuşuyor. her zaman ağzından nefes alıyor yani. bari alıştırma yaparken sus da kafam karışmasın. bugün o kadar şikayetlendim ki millete, hak vermeyen yok, ama elden bir şey gelmiyor. dua ediyorum son kurda en güzel sınıfa ve hocaya sahip olayım diye.
bugün cbc tv yi gezdik. aptal guide az gezdirdi, gerçi yorulduk çok ama mesele bu değil. neyse. anchorman konuşurken sevgili ntv spikeri faik aklıma geldi. bir sürü yazışmıştık, ziyaretine çağırmıştı bak askere gideceğim sonra üzülürsün ayağına. gidip gitmeme arasında bayağı bocalamıştım. uzun zaman sonra öyle bir lafı açılmıştı da söylemiştim anneme davet ettiğini. gitseydin dedi güldü:) anne biliyorum ki o zaman söylesem git demezdin. çocuk mu kandırıyorsun ayol:p annem destekliyordu yine de şekerim, efendi çocuk diyordu, birlikte izliyorduk haberleri. annem daha keyifle izliyordu hatta faik amca olunca:)) tanıdık ya:p haftaiçi saatler 12'yi vurduğunda bizim artiz ntvye kuruluyordu, ben de ekran başına. dünyadaki önemli gelişmeleri öğreniyordum:p bazen öyle olurdu ki, ben bakmazdım annem çağırırdı, esraa faik çıktııı:)) hiç bir arkadaşıma da beğendirememiştim, geceleri bekliyorduk haberleri görsünler diye. ben birilerini seversem böyle yapıyorum, herkes görsün herkese sevdireyim falan. yani bu her türlü arkadaş için geçerli. paylaşmayı seviyorum yani süperim:p

ne alem bir insandım. inşallah hep alem olsam.. ama ah ah gençtik o zamanlar:ppp bu maceralara da bazı şeylerden sıyrılmak için giriyordum ya neyse oraları aralamayalım kavga ettirmeyin leen beni benle:p
sonracığıma yarın role play var; 5 kişiyiz. bugün hikaye uydurduk akşam 5-7 arası, bayağı yoruldum. oldukça güldük. benden iyi artiz olurmuş, öyle dediler ben demiyorum:p yarın batırırsam görürler artizi. iş o ki kamera çekerken iyi rol çekebileyim. de mi:p