bugün bayram, erken kalkın çocuklar! -2-
kurban bayramı geldi. hoş geldi.
yılbaşına denk geldi. medya maymunları gibi "hindi mi kessek kurban mı", "içki mi içsek yoksa seneye mi bıraksak" gibi değil de bir müslüman gibi değerlendirmek gerekirse..
öyle güzel bir denk geliş ki,
bayramda edilen hayırlı dualar hayırları nisbetinde yeni yılın haritasını çizsin inşallah..
bu yıl günler daha güzel olsun.
daha hamdlı,
daha insancıl,
daha sevgi dolu,
daha huzur dolu,
daha hoşgörülü,
daha kulluğa vardıran bir yıl olsun..
daha açılsın cennetin kapıları ardına,
daha tevekkül ile geçsin..
herkesin bayramı kutlu olsun,
okuyan, okumayan..
;)
about real love if it exists:p
nefes aldığımız yerde; avrupa, asya, afrika, amerika daimi bir gerçeklik peşindeyiz, hepimiz."gerçek" diye bir şey olmadığını kabulleneyemeyerek. bir anlam yükleme peşindeyim.anlamların çoğunun dünyevi yani koca yanılsamalar olduğunu bile bile..insan unutmaya meyilli yaratılmış. lakin komut veremiyoruz şu cücük beyinlerimize şunu unut, bunu unutma diye. unutmak güzelken bazen, bazen çok acı. mesela lüzumsuz şeylerin ve acıların Rab tarafından unutturulması hoş iken, acı deneyimlerin neticelerini unutup yahut yapılan çıkarımları unutup tekrar hatalara dalmak ne nahoş..hayır bunlar sadece aşk için değil. her şey için. bu yazıda bağlanacağı nokta idi aşk. o kadar.bir kaç saat önce msnde bir aşk itirafına şahit oldum pek sayın seyirciilerr. kız ile oğlan ayrı ülkelere gidince, kız msnden biz ayrıldık şimdi, sen buraya gelince yeniden birleşiriz diyor. bizim oğlan acı içinde. ben de şey. ölen kadının adı. hani dert dinliyordu. ismi lazım değil, o kısaca. dinliyorum. şimdi kız yakınımda, gitsem dövsem. sonra diyorum yanılsamalar için mücadele vermeye değer mi. aşk oluyor yanılsama-kızmayın- bir kitap vardı. yanılsamalar kitabı diye. paul auster kitabı idi sanırım. o kitabın kapağı bile aklımdadır, neden almamışımdır bilmem. olaya dönelim. hatun yalnız hissettiği ve başkaları ile olmak istediği için oğlana bunu diyor. buna rağmen bu oğlumuz buraya gelme planları yapıyor. dedim oğlum aklını başına al. hayatın çocuk oyuncağı mı.. daha ne kızlar çıkar karşına. yarın dese ki ben seni sevmiyorum değer mi hayatını geride bırakmana. bi de bakayım e güzel yavrum, hı? sen güzellerini hakediyorsun a canım benim. tamam dedi düşüneceğim. ben görevimi yaptım ... olarak. anladın sen o adı, ben unuttum.görünen köy kılavuz istemezken, gözleri kapatıp köye dalıp kılavuza tekme atmanın anlamı ne?anlam mı? anlam arama. aşk mı? gerçek sanma.sağlıcakla kal..
itsevondırfulvondırfullayff
...and, i neeeed a friend,ohh, i need a friend,to make me happyy..not stand here on my own..i neeeed a friend,to make me happyy..not so alone...*nuray'a sordum, normalmiş asosyal hissetmem, alışırmışım. eğer birkaç güne düzelmesse bakarız dedi. ne yaparsın yani pisikolok hanım dedim, bir şey demedi. iyi dedim ben de. zaten arkadaşım olmasan pisikolok lafı dinleyecek değilim. dozi ile konuştum. asker kardeş dedi normal 2 hafta ver kendine. annemle konuştum nihayet. ona tabi fazla sızlanmıyorum üzülmesin diye. ama çok ayıp diye teselli ediyor beni. tamam abartmayın alışacağız işte. ama kolay da olmuyor. "belki" sözcüğünü çok kullanırım, artık buna bir yenisi daha eklendi sevgili seyircileriiim. "ama"..fekat, lakin anlamlarına gelmekle birlikte ayh burhean bey..onun google videoya konulması hayali ile geçirdim akşamı. sacid demez mi tekrardı diye. dünyam yıkıldı. şimdi burheaan yoksa ben neye güleceğim.melahat mail çekti. yarın beni ve bir arkadaşını evine davet ediyor. babam ve oğlum'u izlermişiz. bu intihar demek benim için. ben ağlak bir insanım. böyle duygusallıklara gelemiyorum burheeaan bey. ya anne bak burda olsan ben bu kadar kötü olmam. neyse artık. nurcan teyze vefat etmiş. o kadar üzülüyorum ki aklıma geldikçe. kadın kurtuldu o ağır hastalıktan. ama insan dayanamıyor, dev gibi kadındı. onunla bir araya gelmişliğim çok değildir ama hatırladıklarım film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden. hatırlıyorum ilk tanıştığımız günü. bizim evde bir faaliyet var idi. artık neydi hatırlamıyorum geçmiş zaman. bu rahmetli teyzem bir alt katımızda otururdu. terlikleri ile eve girmişti. namaz kılınan eve dışarı ayakkabısı ve terliği sokulmaz ama gel de söyle ilk gelen birine. nezaketsizlik olur. küçüğüm de. en fazla 14. diyemedim bir şey. kapıdan girdi ben daha bir şey diyemezken sağ elini madam edasında bir erkeğe uzatır gibi alın seviyeme uzattı. ben anlayamadım nolduğunu ve ne yapmam gerektiğini. sonra aldım eli ve öptüm. öpüp alnıma koymam mı lazımdı yoksa sadece erkek gibi öpmem mi bilmiyordum. ne yaptım hatırlamıyorum da. ama içimden geçen teyzenin pek havalı davrandığı ve gıcık olduğumdu. salona geçti tabi terliklerle. ikinci gelişinde teyzeye terlik, ayakkabı durumunu annemler açıklamıştı. kadıncağızın eşi subay idi. ve öyle bir kültürden gelmiş olunca ben anlayamamıştım. gerçi her subay eşi böyle yapmaz ama öyle işte. başörtülerimize ilk zamanlar çok laflar söyledi, iyi niyeti ile. cehaletinden idi. inanıyorum cehaletinden idi. ben örtündüğümde sen de mi brütüs gibisinden bana bir brifing(!) bile vermişti. her şeye rağmen iyi kadındı, yüreği iyiydi. son yıllarını hep ibadet ile geçirdi. Allah taksiratını affeylesin, eşinin vefatından sonra oldukça zorlu günler geçirdi. birbirlerini deli gibi seviyorlardı, bir anları ayrı geçmezdi. böyle ayrılıklar, bu tip ayrılıklar sonrası yalnızlıklar ne kadar ağır olur. hep düşünür ve korkarım. korkunun ecele faydası var mıdır? tevekkül etmek lazım. zira korku, tevekküle şeytan. biliyorum karanlıklar çökünce için daha bir acıyor ama..şükret esra, hala hayatta tüm sevdiklerin ve sen..---*black
smoking is not allowed!
inceden bir sigara dumanı sızar eve,aheste aheste ..kapalı burun deliklerine inatlave ben o an..içeni yakalasam..:p-kış günü, şu sigarayı içersin nerede içiyorsan, az sonra alarm çalar da aşağı inmem gerekirse hakkımı nasıl ödersin?-sevmediğin ot dibinde biter. dün paris havaalanında beklerken 3 saati iki türk ile konuşarak geçirdim. biz milleti izlemeyi severiz. yorum yapmayı da. bayan olan arkadaş bir kadını gözüne kestirdi. kucağında finosu var. çok da severim finoları:p kadının havalı ve kaprisli bir görünüşü vardı. finosuna hani çocuğu olsa ondan daha iyi bakıyor durumda. yanında da sönük bir adam. bayan arkadaş yorumlamaya başladı. neyse. erkek arkadaş da inşallah yanıma denk gelmez hesapları yapıyordu. hani istemediğin ot dibinde biter ya, o misal gibisinden dua ediyordu. neyse neticede hiçbir köpekli hatun yanımıza yöremize oturmadı. bayan arkadaş bu çift eğer yanına oturursa bayağı eğlenceli olacak dedi. birbirlerini yerler, gül dur dedi. dedim yani bu adam bu kadının nesini yesin. kadın yer bitirir. kapasite gayet geniş. sonra montreal'e inince bagaj sırasında karşılaşınca baktım kadının umrunda değil yanındaki adam bir ton bavulu taşıyormuş el arabalarına. gram yardım etmek yok. yanına uşak tutmuş kıvamında. kendisi de el arabasının önüne kürkünü sermişti en son, köpeğini kürke sarıyordu. üşümesin yavrucak. o da tüyleri olan bir insan. soğukta üşür. bize böyle adamlar denk gelmez. ancak öküzler. yani dedikodu yaptırmasalar olmaz. nereden geldim buraya?hı evet, sigara. istanbul'da uçağı beklerken, yan masada bir herif sigara içti. adam değil herif. sigara içen heriftir:p baca gibi bu kadar dumanın üzerime geldiğini hiç görmemiştim. zaten sigara dumanından yeter gelmişken bir de bu herif dumanı üzerime boca edince ne yaptığımı şaşırmışım. ela öyle dedi. ela diyorsa doğrudur. dışarıdan bakan biri adama saldırdığımı düşünürmüş. sigara dumanını uzaklaştırmak için biraz fazla el kol hareketi icra ettim sanırım:p madem öyle keşke saldırsaymışım. alerjisi olanı var olmayanı var, koku hassasiyeti olanı var olmayanı var, Allah korusun ciğerleri problemli olanı var olmayanı var. çok ayıp ve hak geçiren şeyler bunlar.yapmayalım lütfeen.
...
ben geldim.
vardım limana.
inşallah hoş gelmişimdir, hoş geçiririm vaktimi ve hoşça dönerim.
her şey için hamd ettikten sonra yalnızlığın ıssızlığının ne elem verici bir şey olduğunu şu saatte şu pc başında durarak sanırım yeterince iyi açıklamış oluyorum. kendimce.
neymiş ıssızlık?
21 saat yolculuk üzerine çanta, bavul ne varsa gözü görmeden, montu savurarak ayakkabılar çıktıktan sonra ilk iş pc'yi yerleştirmek,
üst baş değiştirmeyi bırakalım, el bile yıkamadan net başına oturmak.
havayı dağıtsın diye süper fm açmak.
- tr radyolarından en eğlenceli ve zapturik zupturik şarkılar bu kanalda old. için ama ne mümkün normalde açmazsın açtığında çalışmaz. diğer zapturik olanı viva'yı açtım, süper fm'i asla tutmaz ama.. ne işse serdar ortaç bir türlü çıkmadı. en son onun türevi bir şarkıcı var. adını unuttum. o çıktı ama oldukça acıklıydı. şimdi de ajda pekkan: taştan mı sandın sen beni tanrım, garibim aldandım.
gülben ergen: sen güneş ben ay, annem beni seviyor.
yani bunları dinlerken bile kötü olmak kendini uykuya vermek gerek demek oluyor.
bu arada bugün bu kadar yol sonunda, söz verdim kendime. bir daha bu kadar uzağa gitmeyeceğim, kaderimde yazılı değilse. ne derdim var anlamadım. derdim çok ama bu kadar uzağa salmak da pek yorucu. psk. ve fizyolojik.
çok manalı bu yazının ardından dizlerimin titrediğini hissediyorum. yoruldum..
gitmek öyle kolay değil.
birilerine..
sevgiler..
days in the past..
"yollar gider,"
gidiyor da..
"bir gün biter,"
sona doğru adım adım gidiyoruz da..
"ama rüyalarım, kabuslarım benimle."
e doğru, kısmen ya da tamamen..
geçmişi geride bırakmaya niyetlenmek öyle pek de kolay bir şey değil, insan yaşarken anlıyor.traş edelim burayı.uzadı.
dün hisarüstündeydim, yıllar sonra orada uyudum. dramatikleştirmeye gerek yok esra zaten durumun dramatik. yok uyudum falan filan. orda kaldım de işte değil mi. işte biz yapıyoruz biraz bunu, sonra zırlıyoruz.
hani harold crick* bir not defteri alıp her olay sonrası işaretliyor hayatını, tragedy ya da comedy. ben de çeltikler attım yıllarca, sonra baktım ne defterler yeter bunlara, karalamaya, ne verilen nefes. geride bırakmaya çabaladım. iyice batıyor yazı. keselim burda. hasıl-ı kelam diyelim sussun geri kalan. ve desin ki unutmak öyle de kolay değil. lucy** gibi ertesi sabaha bir öncekileri unutmak da yok gerçekte. ya da joel ve clementine*** gibi hafıza sildirebilmek de. hayatın fiction'dan kopukluğunu söylüyorum eğer anlıyorsan ya da anlamak istiyorsan biraz-cık.
sonra ne diyecektim ben. boğaziçinde hava hep aynı. bu öğrenciler hep aynı. ama ağızları daha bozulmuş sanki. aman ne abuk subuk laflar. baktım da bizim müsbet arkadaşların halleri ile karşılaştırdım. inancın verdiği asaletten yoksunluk. Allah yardımcıları olsun. bizim de. sapıtmayalım.
başka bir şeyler de vardı, hem de çok fazlaydılar. ama susmak istediler.
belki sonra konuşurlar.
---
*stranger than fiction ana karakteri
**50 first dates ana karakterlerinden, kız.
***eternal sunshine of the spotless mind karakterleri