Saturday, October 28, 2006

o pomar das larnjeiras

hüzünlü moddayım birkaç gündür. anormal olan bir şey yok. endişelenmiyorum.
endişelendiğim bir şey var ama..
ismi cismi lazım değil, bir Allahın kulu duygusuz göründüğümü söyledi. onun dışında pek öyle düşünen olduğunu sanmıyorum. önemli olan da bu değil zaten. ben de bazen kendimi böyle buluyorum. haklı demiyorum söyleyene. çok arsız bir tavırdır bir insana bu lafı bu şekilde yöneltmek. diyorum ya orada değilim. bu sorulunca ne yapar insan, ben kendimi savunmaktan da sıkılmışım...
depresyon modu değil şükür çıktık sanırım ondan. yani bilmiyorum. ama bir şeyler eskisi gibi değil. biraz böyle olmam için mi yaşadım o "geçmiş"leri bilmiyorum. ne çok bilmediğim şey var...
gözyaşlarımızı bitti mi sandın diye bağıra çağıra bağırmak çağırmak lazım.
Rab insan yaşadığı sürece hiçbir şeyi bitirmez. sadece dengeler. hediyeler verir böyle. hala duygularım var yani. açığa çıkaracak kadar coşkun değilim belki.
ama hayır duygusuz asla olmadım.
olmak istemiyorum.
olmam değil mi?

Friday, October 27, 2006

the best question of centuries

do you miss your family?
do you miss your mother's food?
do you miss your home?

you are very stupid
or
i look like a stupid person.

which one do you want to believe?- the answer is very clear, as you see-

of course, i have a family who is in my heart. how don't i miss them? is it possible? i don't think so.
don't ask me questions like this.
because you seem stupid.

Monday, October 23, 2006

bugün bayram, erken kalkın çocuklar!

herkesin mübarek Ramazan bayramını kutlarım.
bildiğim, bilmediğim; tanıdığım, tanımadığım tüm güzel insanların yüreklerine ve hanelerine huzur getirsin inşallah.
ilk defa kilometrelerin tarif edemeyeceği uzaklıklarda ve bir o kadar yakınlıklarda bir bayram geçiriyorum. şahit olmamak için geliş ve dönüş tarihimi her ne kadar bayramlara göre ayarlamış olsam da ölümlülerin planları planladıkları ile kalabiliyor.
annemin baklavaları yok tabi, ne yiyeceğiz bilmem. önceden yiyor muydun diye bir soralım kendimize. hayır. o zaman sus konuşma:)
ama ama börek yiyordum:) sağlık olsuun.
biz de kendimizce gavur milleti ile kutlayalım dedik- müslümanlar da yok değil gavur derken abartmayayım- bu kekleri götürdüm. çok beğendiler, ben de anlamadım niye bu kadar beğendiler. hayret:p

bu sabah zorla yataktan kaldırılmadım. kalk misafirler gelecek diye yüz bin defa uyandırma çağrılarına kulak tıkamadım. uykunun en güzel yerinde uyandırılmadım. ama ne oldu? uyandım ve okula gittim. daha mı iyiydi? hayır tabiki:) annem bağırmadan bir bayram geçirmek nasıl güzel olabilir ki:))

canım seni seviyorum..

iyi bayramlar..

Monday, October 16, 2006

oldu şekerim

bir yabancıyı sinir mi etmek istiyorsunuz?
bazen çok mu sıkıyor canınızı?
azcık gülelim mi diyorsunuz bu durumu kullanıp?
dinleyin o zaman.

geçenlerde arkadaşımın eşi dayanamayıp deli etti beni yine. nedense potansiyel görüyor bende. bulaşmadan edemiyor sağolsun. hoşuma gitmeyen noktaları yakalayıp üstüne gidiyor, e haliyle biz de insanız dayanamıyoruz bazen. örneğin fr. kullanmayı pek seviyor, ben de duya duya nefret ettiğimden- quebecois'lerin fr.berbat, hiç estetik değil- benim yanımda ısrarla neden fr. konuştuğunu anlamadığımdan tepkimi koyuyorum. ne işe yarıyor? hiç.

dönüyor yüzüme fransızca konuşuyor. e ben bunlar karşısında rahat duracak mıyım? hayır. ne yaptım sayın seyirciler? yüzüme karşı fransızca laflar söyleyince döndüm ona ve "oldu şekerim" dedim. şeker ne? oldu ne? ne bilecek elin endonezyalısı. sonra pislik yapasım tuttu. bunu öğrettim. hafızası iyi, hemen kaptı. sermin bunu selim bey'lere gidince söyle tamam mı deyince oh oh coştum. anlamını sordu, iyi bir şey bu, sen türklere söyle pek hoşlarına gider deyip iyice bir ezberlettim.
"oldu şekerim"

iftar yemeğindeyiz selim beylerde. öyle bir yerde o "oldu şekerim" dedi ki, tam selim bey ona dönmüş tasdik beklerken. bu kadar hoş olabilirdi yani:) tabi onlar olayın başlangıcını anlayamadılar. vatandaş önce ooo çekmeye başladı. hatırlamaya çalışıyor ya. tahmin etmemiştim günler öncesinden öğrettiğim bir şeyi hatırlayabileceğini ve sözümü dinleyip söyleyeceğini. ben o an anladım bomba patlayacak ve yerlerde sürüneceğim. bir de dilini o salak fransızcadan döndürmeye uğraşıyor. "ooooooollllduu şikirim" deyince herkes bir baktı. ben yerdeydim en son. sermin çok pişman oldu bana bunu yapmama izin verdiği için. utandı.
bence çok iyi oldu:p

bunu yapan bir ben değilmişim bunu da öğrenmiş olduk. vakti zamanında bir yabancıya bizim türkler aynı şeyi yapmış. adama öğrettikleri kelime: "gözlerin çok güzel bebeğim" :))
adam konya'ya gidiyor, mevlana şenlikleri için. belediye başkanı ile asansörde karşılaşıyorlar. belediye başkanı mavi gözlü. gözlerini beğendiğini söylemek istiyor tabi. ama bizim munzur türkler "bebeğim" öğretiyorlar adam bilmeden. ne bilsin. gerisini siz anladınız. belediye başkanı kıpkırmızı...
:))
bu vatandaş taksimde bir sinemaya gidiyor. gişedeki kıza da aynı şeyi yapıyor. tabi bu konya meselesinden önce. zira konya meselesinde ona açıklıyorlar anlamını. öğrenince tövbe tövbe diyor:)) istanbulda sinema bileti alırken kıza "gözlerin çok güzel bebeğim" diyor. ve bizim firdaus gibi bozuk söylemiyor, tam türk aksanı ile. kız inanmıyor yabancı olduğuna ve tartışıyor vs vs.

daha neler var kimbilir.

aa unutmadan bu arada, o gün başka bir şey öğrettiler ortamda ona.
"dağıtırım ortalığı ulen"
serminin annesine bunu söyleyeceğini söylemez mi bir de:)) sermin: anneme söylersen bir daha yüzünü göremessin:))

neyse bunun anlamını öğrendi. onlar benim kadar acımasız değillerdi
.

netice: oh iyi ki yaptım. meclis gülmüş oldu ve ben öcümü aldım hehe;)

Sunday, October 15, 2006

everyhing is ok!

NOBODY WANTS YOU TO HURT, DON'T BE ANXIOUS.
SOMETIMES YOU'LL SEE SOME PEOPLE DON'T CARE OF YOUR FEELINGS.
SOMETIMES YOU'LL SEE SOME PEOPLE DON'T BELIVE IN YOUR FEELINGS.
SOMETIMES YOU'LL SEE SOME PEOPLE BLAME FOR YOU THAT IS NOT YOUR FAULT.
SOMETIMES YOU'LL SEE SOME PEOPLE BETRAY YOU DON'T DESERVE.
SOMETIMES YOU'LL SEE SOME PEOPLE SELL YOU. . .

YOU WON'T BE AT FAULT...


i don't blame you my lovely friend, be relax. i know you to want for me everthing is nice.

we can't prevent some people who are crazy and don't have any sense about somebody's feelings.

we are best friends;)
-you know who are you;)-


Thursday, October 12, 2006

duvarlar yıkılıyor..

ve ben,
altında mı kalıyorum?
ben bu dünyayı anlamak istemiyorum...
yoruldum,
kendime yeni dünyalara koyuldum.
bir gece. . .
eskilerin yoksunluğuna vuruldum.
ağladım. . .
ağladım. . .
ağladım. . .
ağlarım değmedi suya.

yalan mıymış. . .

kuvvet ver Rabbim. . .

Friday, October 06, 2006

söz gümüşse, sükût...

bu gece kendimi unutasım var.
bu gece kendimden kurtulasıım var!

böyle kimseler falan konuşmasın tamam mı? hele şu benle aynı milletten olanlar yaklaşmasın bana.
susmak istiyorum. konuşmamak istiyorum. konuşturulmamak istiyorum.

yorulmuşum..

Wednesday, October 04, 2006

;)
















tamam herkes et pişiriyor olabilir ama ben ilk defa yaptım.
tebrik edilmeyi bekliyorum evet.
eldivenle de olsa kendime ilk et pişirdiğim günü böyle ilan etmek istiyoruuuum.
sırada köfte var.
köfteyle yapmayı planladığım bir kaç yemeği seçtim bile.
bu başarı öyle böyle değil, büyük başarı.
bekliyorum tebrik:p

Sunday, October 01, 2006

smile;)

gece biterken yıldızlar giderken..
gökyüzünü görmedim bugün. hafızamla sorunum var kelime ezberlemek uğruna ambale oldu hücrelerim.

bazen insanlara dayanamıyorum.
biliyorum herkes öyle.
ama benle uğraşma artık yeter! uzak dur benden. ben senin kölen değilim tamam mı?
hıh oh :)

smile diye arama yaparken bir bebek resmi çıktı. bilmem herkesler biliyor mu ama bebekler suya atıldıklarında- cani bir yaklaşım mı oldu nedir:p- büyük insanlar gibi yüz güne öğrenmiyorlar. balıklar gibi yüzebiliyorlar. mış tabi. ne gördüm ne denedim. yani gazeteler yazmıştı. ben de bu arama sırasında bu veledi gördüm, hem veledin gülümseyişine vuruldum hem kıskandım suyun içinde aldığı pozisyona.gözlerim açık suda ben böyle kalamadım ama o kalıyor, onun benden ne fazlası var? eksiği var fazlası yok. köpür köpür. cumburlompp........ hem su hem onla o suda olmak. çok şey istedim biliyorum:)

neyse güzel yani maşallah. bunlar böyle yaratıklar, bırak bunları 3-5 dil bilen birinin yanına. takır takır bilmeden konuşuyorlar. ah anam beni yurtdışında doğurmamış da bu eziyetleri çekiyorum oturup kelime ezberliyorum. bunu gazeteden okumadım ama burdan biliyorum.
tavsiye: eğer çocukla işiniz gücünüz olursa alın onu yurtdışında doğurun ve bırakın öğrensin çocuk. azcık pratik yaparsınız siz de. madem çok düşünüyorsunuz çocuğunuzun geleceğini, benden bir "abla" tavsiyesi:p ben böyle bir gaflet yahut dalalete düşersem usulü budur yani. böyle yapacağım.

gelelim bugüne. bugün kötü bir insan gibi hissettirildim. hissettireni seveyim.

türkçe konuşmak beni geriletiyor.

bırakayım da şu veledi inceleyin..
sevgiler..