Wednesday, September 27, 2006

the importance of one cent in north america

north america yaşantısına ne zaman normal bakacağım merak ediyorum hakikaten.
mcgill uni.de iftarlar başlamış durumda. şu aralar concordia uni. 1 haftalık yemek masrafını karşılıyor. neden karşılıyor, nasıl karşılıyor anlamış değilim ama karşılıyor işte:) 1 hafta sonra bir teyze yaklaşık 700 kişilik günlük yemek hazırlığına başlayacak imiş. bu teyze yanına yardımcı arıyor ve bu mcgillde duyuruluyor. gelin yardıma diye. bizim sermin çarşambaları buna ayırmış durumda şimdilik. ben açken ve başım ağrıyorken çarşambaları sabah 8den akşam 6ya kadar yemek yapımına yardım edeceğini söyledi.
inanılacak gibi değil. saçmalama sermin dedim zaten başım ağrıyor:) daha inanılacak şeyler söyle. zira kendisi yemek yapmaktan hoşnut değildir. eşi yapıyor arada. aslında hatun uğraşmayı sevse becerisi iyi. ya da ben herkesin yemeğini yiyebiliyorum artık:p
ikinci şık ciddi giderek ilerliyor.- sermin için değiiil pakistan yemeklerine bile bu mide dayanıyorsa vardır bir hikmeti-

sonracığıma iftarda tabak sistemi koymamışlar. öyle pratik adamlar ki bizdeki yaygan kutulara koyuyorlar yemeklerini. e tabi önce yanlarında boş getiriyorlar. bir de kaşık. burada pratik olmayan şey görmedim. aslında hayatta basit şeyleri basit yaşamak lazım. benim gibi siyah tabak bulana kadar tabaksız kalmamak lazım. yahut ucuza çatak kaşık varken her çatala kaşığa 1er dolar vermemek lazım. taşı yanında işte. tupperware aldık işte biz de, plastik alıp atacağımıza zira işe bakılırsa bizim hatun çarşambaları yemek pişirmeye niyetli. bir de demiyor mu, haftaya gelin ben pişiriyorum. 700 kişilik yemeğin hepsini o yapacak ya ahaha:p

ben bunlar çok cimri insanlar yahu derkene, her şeylerini yanlarında taşıyorlar derkene,
burada bir ayrıntıya girelim. aslında güzel yapıyorlar. okulda da herkes yemeğini yanında getiriyor. gidip de her öğün 10-15 dolar vermiyor yemeğe. kantin denen kavram yok mcgill'de. tüketimi evden yapıyorlar. para harcamaktan bu kadar korkuyorlar, abartının abartısı şekerim bu da. neysem, kantin yok ama kantin gibi olan salonlar var. bu salonlarda muhakkak microwave bulabiliyorsun. nereye gitsen microwave. ilk geldiğimde görsem burda yemek mi yapıyorlar bu ne iş derdim. pratik adamlar işte. para harcamaktan da deli gibi korkuyorlar, napıyorlar, yaşasın tupperware!

alışıyorum yavaş yavaş. benim de bir tupperwareım oldu ve artık ben de bakarsın yemeğimle okula giderim:)) beslenme saattii geldiii.. annecim napıyormuşuzz yemeğimizi ısıtıp yiyomuşuz. aç ağzını bakiim. ham yap. harman kadar aç ağzını yoksa kuşlar kapacak. hiii bak yemessen onlar yiyecek hadi bakiim aç bakim ağzını. ohhh mis gibi. afiyet olsun yavruma benim...
:p

bugün akşam üzere, mutad üçlü- sermin, firdaus, esra- bir şeyler içelim dedik. hatunun biri sen 1 centini düşür. eyvahlar olsuuuun, nasıılll oluuurr.. benim en son gördüğüm ayağıma doğru bayağı bir eğildi ve tam tamına 1 CENT- ciği aldı gitti. alınca bir sevindi görmelisiniz. ah ah canım. cebimden çıkarıp veresim geldi. serminin dediğini duyunca daha bir koptum. "esra sen ona mı şaşırıyorsun bir de kadın nerden geldi de o parayı aldı bir görsen" demez mi.. arkam dönüktü görmedim ama işte baya uzaktan koşa koşa gelmiş hatun...

komedi;)

0 Comments:

Post a Comment

<< Home