Saturday, July 08, 2006

forget it tonight

o atm kartı senin bu atm kartı benim koştur dur. çalışmasın. İstanbul'u mu arayacağız bir de, yardım da etmiyorlar, yahu kartım yook arayamıyorum. hsbc iğrenç ve lanet olası bir banka. uluslararası dedik hesap açtırdık, paramızı çekemiyoruz. hesap açtırırken başıma gelenleri kısacası küçük bir işlem için günümün tümünü bankada geçirdiğimi anlatmayacağım tabi ki. çok uzun ve can sıkıcı. telefonda "hanımefendi kartınızda bir problem yok, biz bir şey yapamayız blaa blaaa diye zırvalama ukalalığını gösterebiliyorlar üstelik.
ben aptal değilim çok şükür, atm kartını kullanmak için direktifleri izlemek yeterli. kartınız burada çalışmıyor diyor. çok şükür anlıyoruz da. aptallarla uğraşmak her zaman zor.

martin'e ödeme için söz vermiştim bugün. kira ödemesi. ayıp olmasının yanında gecikme faizi ödemek istemiyorum. akşam martin'in ofisini açık görmüştüm. martin'i sorunca acayip eğlenceli bir ifadeyle "forget it tonight" dedi amcamın biri. çok meraklıydım martin'e.. diyecektim.. demedim:p çok komikti bence, tebessüm etmekle yetindim.

bu arada insanlara güvenmemeyi unutmuşum. yeniden gündeme almak lazım. yaz bir kenara:p

eve gelip hesabımı kontrol etmek istedim. o sırada yasin'le karşılaştık. cüneyt'te kalıyormuş. benim bu evin karşısında. çok asabi olduğumu, patlayabileceğimi de söyleyerek biraz muhabbet ettik. sonra atıştırmaya gittik. bir arkadaşıyla jazz konserine gideceklermiş. evet ben de geliyorum zira cumartesi zaten gidecek idim. aslında bu gece için düşünüyordum ama onların planlarını etkilememek için cumartesi dedim. neyse etkileyecek bir şey yokmuş. mehmet'i de bulduk nihayet son 30 dakikada. konser oldukça güzeldi, şansıma latin müzikleri ağırlıklıydı, şov boyunca bizim dansöz kızlardan vardı. hırsız bunlarrr.
ontario'dan pavlo diye bir müzisyen ve grubu çaldılar. son albümü: irresistible
bu albümü indirmek lazım. tavsiye ederim şiddetle.

bugün sahne insanlarının seyirciden aldıkları coşkuyla ne kadar huzur duyabileceklerini -arkalarda oturunca- hissettim..harika bir şey olmalı bu. bu gece çok istedim sahneye çıkmayı. dönüş de teklif ettiler. ama sahnelerin boyutları istediğim gibi değildi. bir de sesim:p

mehmet alem bir insan:
niye oturuyormuşuz? dans etmeliymişizzz. oldu şekerim. sen et:p
-sen etmez misin?
-yok sağol siz gidin ben böyle iyiyim.
mehmet ayakta, yasin olduğu yerde dans etti durdu.
alem oluyor bazen insanlar, bu açıklıklarını seviyorum ama.

sonracığıma asyalı kardeşlerin yeşil çayından içmeyi teklif edince mehmet, bu ayaklı kültür elçisini reddetmeyi doğru bulmadım. zira her kurduğu iki cümlede bir sanat aktivitesi var. nerede ne var, sor mehmet'e söylesin. ben rahat duramam, mail telefon aldık, özel günleri bildirecek efendim. daha nereden bulurum bu derece deli sanat ve kültür meraklısı. her cebinden bir aktivite broşürü çıkardı, birine el koydum bile:p çok eğlenceli bir insan:) ama maalesef Türk:(

saatin 02.00 a.m olduğunu anlayamadık. eve 2.30 a.m de geldim. gece dışarıdaydım ve bu mutluluk bana bir kaç gün yeter:)

bir de, rüzgar esiyorduuu:)

---

sahne ışıkları pavlo ve grubunun üzerinde belirince, benim bir özlem belirdi içimde.. özledim seni sev-gi-(li)..
ağlayacak oldum, senin yerine bir başkasını görünce..
keşke...
dedim...
keşke...
sen yoksun diye arkalara gittim. bir konseri arkalardan seyrettim.
ne önemi vardı,
sen yoktun ki...

0 Comments:

Post a Comment

<< Home