the comic
komedi filmlerinden fırlamış gibi hissetmek.. bu hep olan bir şeydir. yalnızsan eğer. bu kadar uzun süre kendime arkadaşlık etmediğimden bu derece yoğun yaşamamış olduğumu söyleyebilirim. bir komedi filminin baş aktrisi gibiyim. başıma olanca şey geliyor, büyük şeyler değil belki ama yalnızken büyüyen şeyler. ve bu olanca şeye komedi filmlerinde olduğu gibi aktör/aktris gülmüyor. izleyenler gülüyor yalnızca. oyuncu sadece tesadüfler*e yöneliyor..
bir markette bir centten oluşan belki otuz bozuk parayı yere düşürüp oh no diyen çok yok.
arkadaşını arayacakken nasıl oluyorsa yakın zamanda peşini bırakmış telefon sapığını arayan da çok yok. ve arkadaşının eşi sanıp konuşmaya devam eden de.
arkadaşı yanındayken ve onun evine giderken çok biliyor gibi önden gidip elalemin kapısına dayanan da.
sokak ortasında kucağında taşıdığı kitapları sık sık düşüren de.
bugün markette bir reklam gördüm. -ilginç değil mi burada reklam görmek, bence ilginç, ne ise ne- reklamda bir dondurma vardı külahta. ortasında sarı ve yuvarlak bir krema vardı dondurmanın. yumurta gibi görünüyordu. hayal ettim sıramı beklerken. bir an koca bir yuvarlağa dönüşüp saniye saniye üzerime yönelimini ve fışkırışını. ahahahaa görüyor musunuz?
daha çok var. paylaşmamı ister misiniz:p
---
*ne zaman arabamı yıkasam mutlaka yağmur yağar yağmurda yürüsem su sıçratır üstüme pis arabalar en uzun yanan yeşil ben geçecekken sararır sola girsem sol tıkalı, terk ettiğim şerit boşalır 'doğru zaman, doğru yer' hikayesi nerde yazılır bu kara bahtın reçetesi ne zaman falıma bakılsa falcıları bir keder alır dilek tutmak istesem yıldızlarım çakılı kalır gecenin bir yarısı son sigarama dökülür çayım telefonum çalar ses gelmez: hep mi yanlış numarayım? ne kumarlar kaybettim aşk için bile bile! şeytanın bacağı demirden, gelmiyor dize ah, bu kör talihim nerde olsam bulur beni sobeler ben mutluluktan bi parça şefkat dilenirken..hiç sevmiyor beni tesadüfler..anladım ki kral tesadüfler;)
-üstad'dan-
bir markette bir centten oluşan belki otuz bozuk parayı yere düşürüp oh no diyen çok yok.
arkadaşını arayacakken nasıl oluyorsa yakın zamanda peşini bırakmış telefon sapığını arayan da çok yok. ve arkadaşının eşi sanıp konuşmaya devam eden de.
arkadaşı yanındayken ve onun evine giderken çok biliyor gibi önden gidip elalemin kapısına dayanan da.
sokak ortasında kucağında taşıdığı kitapları sık sık düşüren de.
bugün markette bir reklam gördüm. -ilginç değil mi burada reklam görmek, bence ilginç, ne ise ne- reklamda bir dondurma vardı külahta. ortasında sarı ve yuvarlak bir krema vardı dondurmanın. yumurta gibi görünüyordu. hayal ettim sıramı beklerken. bir an koca bir yuvarlağa dönüşüp saniye saniye üzerime yönelimini ve fışkırışını. ahahahaa görüyor musunuz?
daha çok var. paylaşmamı ister misiniz:p
---
*ne zaman arabamı yıkasam mutlaka yağmur yağar yağmurda yürüsem su sıçratır üstüme pis arabalar en uzun yanan yeşil ben geçecekken sararır sola girsem sol tıkalı, terk ettiğim şerit boşalır 'doğru zaman, doğru yer' hikayesi nerde yazılır bu kara bahtın reçetesi ne zaman falıma bakılsa falcıları bir keder alır dilek tutmak istesem yıldızlarım çakılı kalır gecenin bir yarısı son sigarama dökülür çayım telefonum çalar ses gelmez: hep mi yanlış numarayım? ne kumarlar kaybettim aşk için bile bile! şeytanın bacağı demirden, gelmiyor dize ah, bu kör talihim nerde olsam bulur beni sobeler ben mutluluktan bi parça şefkat dilenirken..hiç sevmiyor beni tesadüfler..anladım ki kral tesadüfler;)
-üstad'dan-

0 Comments:
Post a Comment
<< Home